Bozcaada, mitoloji ve tarih kelimeleri yan yana geliyorsa orada mutlaka İlyeda ve Odessa da olmalıdır. Çünkü bu dönem Prohelenler dönemine kadar dayanmakta hatta onların öncesinde yaşayan birçok topluluk ve yaşamın ortak sentezi olarak karşımıza çıkmaktadır. Namı diğer “Tenedos” yani Bozcaada Yunan mitolojisi kaynaklarına göre bu şekilde adlandırılmaktaydı.  Antik çağ döneminde de Leukophrys olarak anılan bu yer stratejik konumundan dolayı birçok istilaya uğramış, birçok savaşa, yıkıma ve acıya neden olmuştur. Bu nedenle de birçok uygarlık, millet bu yerde iz bırakmıştır.

Adadaki “Nekrapol” alanında yapılan çalışmalardan elde edilen bilgilere göre tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanmaktadır.  Adanın bilinen ilk sakinleri tabi ki Pelasglar ve sonrasında sırasıyla Fenikeliler, Atinalılar, Yunanlılar, Persler, Büyük İskender, Bizanslar, Cenevizler, Venedikler ve en sonunda Osmanlı imparatorluğu adaya hakim olmuş milletlerdir. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u almasından sonra Türkler için çok büyük önem kazanan bu yer Osmanlı topraklarına katıldıktan sonra Venediklilerle Osmanlı devleti arasında çetin mücadelelere sebep olmuş ve hâkimiyet zaman zaman el değiştirmiştir. Balkan savaşları esnasında 1912 yıllarında Yunanistan tarafından da işgal edilen bu bölge 1923 yılında yapılan Lozan anlaşmasıyla Gökçeada ile beraber yeni Türkiye cumhuriyeti devletine bağlanmış ve bugün ki harika kaderini yaşamaya başlamıştır.

Bozcaada tarihi ve mitolojisine baktığımızda Troya savaşını anlatan birçok şiirde ve Homeros’un ünlü eserinde birçok kez adının geçtiğini görürüz. Troyalılar ve Akhalar arasında kıran kırana bir mücadele verilirken

Agememnon adında bir kralın yönetiminde olan Akha donanması savaş sırasında yiyecek ve içecek bir şeyler sağlamak amacıyla Tenedos’a yani Bozcaada ‘ya çıkarlar. Akhalar tarafından yapılan o devasal ve meşhur Troya atının burada Troya surlarının önünde içeri alınmasını beklerken Akha donanmasını Bozcaada’nın güneyinde bir koyda pusuya yattığı, askerlerin ve donanmanın burada bekletildiği bilgileri vardır. Savaş aslında bir nevi Tenedos’un koyları sayesinde ve bu hileyle kazanılmış olur.

Bir zamanlar denizlerin efendisi olarak anılan Poseidon’un oğlu olan tenes’i kral yapan ada halkı Tenesin adası anlamına gelen Tenedos ismini bu adaya vermiştir. Tenes’in kral olması ve babası ile olan mücadelesi destanlarda geniş yer bulmaktadır. Bozcaada tarihi ve mitolojisi görülmeye, anlatılmaya ve yaşanmaya değer olduğunu içinde kaç sır barındırdığını söylemek isteriz. Burayı Tenes ve babasından sonra birçok uygarlık keşfetmiş olsa da hala gelen her insana farklı bir yaşam öyküsünü anlatmaktadır. İş bakıp, görüp anlayabilmekte…